Burçlara Göre Ev Dışı Sosyal Hayat Tarzları
Kimi dışarıda tazelenir, kimi belli bir amaçla çıkar. Burçlar geleneğinin ev dışı sosyallik üzerine çizdiği dört farklı tablo.
Barış Ertem 4 dk okuma
Sosyal hayat denince akla çoğu zaman ne kadar kalabalık bir çevreye sahip olduğumuz gelir. Oysa asıl fark, çevrenin büyüklüğünde değil, evden çıkma biçimimizde saklıdır. Kimisi için dışarısı enerji tazelenen bir alandır, kimisi için ise belli bir amaçla girilip çıkılan bir mekân. Astroloji geleneği bu ayrımı burçların temel eğilimleriyle açıklamayı sever; bilimsel bir iddia taşımasa da insanın kendi alışkanlığına dışarıdan bakmasına yarayan hoş bir çerçeve sunar.
Ev dışı sosyalliği anlamak için üç soruya bakmak yeterli olur: Nereye gidiliyor, kiminle gidiliyor ve ne kadar kalınıyor? Bu üç sorunun cevabı, burçlar geleneğinde birbirinden hayli farklı tablolar çizer.
Kalabalıkta canlananlar
Koç, Aslan ve Yay için dışarısı sahnedir. Plan yapmadan çıkılan bir akşam, tanımadık insanlarla kurulan kısa sohbetler ve beklenmedik yön değişiklikleri bu grubun hoşuna gider. Programın en başından belli olması onlar için heyecanı azaltan bir durumdur. Genellikle çıkışa öncülük eden, "hadi kalkalım" diyen kişi bu gruptan çıkar.
İkizler de kalabalıktan beslenir ama farklı bir sebeple. Onun için mesele hareket değil, bilgi akışıdır. Farklı insanlarla konuşmak, birbiriyle alakasız konular arasında gezinmek İkizler'e iyi gelir. Aynı masada üç saat aynı kişiyle oturmak ise yorucu gelebilir; masa değiştirmeyi, ayakta sohbeti, kısa temasları tercih eder.
Küçük gruplarda derinleşenler
Boğa, Yengeç ve Balık için dışarısı ancak tanıdık yüzlerle anlamlıdır. Bu grup genellikle aynı mekâna gitmeyi, aynı köşeye oturmayı ve aynı iki üç kişiyle görüşmeyi sever. Yenilik arayışı düşüktür; bunun yerine tanıdıklığın verdiği rahatlık aranır. Kalabalık bir davette bu burçların bir köşeye çekilip tek bir kişiyle uzun uzun konuştuğu sık görülür.
Bu grubun bir başka özelliği de çıkış öncesi hazırlık ihtiyacıdır. Aniden gelen bir davet, ne kadar cazip olursa olsun, bir miktar direnç doğurur. Aynı davet üç gün önce haber verilseydi keyifle kabul edilecekti. Mesele isteksizlik değil, geçiş süresine duyulan ihtiyaçtır.
Amaçlı çıkanlar
Başak, Oğlak ve Akrep için dışarı çıkmanın bir gerekçesi olmalıdır. Bir sergi, bir kurs, birlikte yapılacak bir iş ya da uzun süredir ertelenen bir görüşme. Gerekçesiz dolaşmak bu gruba zaman kaybı gibi gelir. Buna karşılık gerekçe bulunduğunda son derece istekli olurlar ve genellikle organizasyonun en düzenli parçası onlardır.
Bu yaklaşımın görünmeyen tarafı şudur: amaçlı çıkanlar sosyal hayattan keyif almadıkları için değil, dağınık planlardan hoşlanmadıkları için mesafeli görünürler. Netleşmiş bir buluşma saati ve belli bir yer, direncin büyük kısmını ortadan kaldırır.
Kendi ritmini kuranlar
Terazi, Kova ve bir ölçüde Yay bu iki uçtan da farklı davranır. Terazi için sosyal hayat estetik bir denge meselesidir; ortamın atmosferi, insanların birbiriyle uyumu ve konuşmanın tonu, mekânın kendisinden daha önemlidir. Uyumsuz bir masada Terazi'nin enerjisi hızla düşer.
Kova ise kalabalığı sever ama bağlanmayı sevmez. Geniş bir çevrede rahatça dolaşır, herkesle konuşur, sonra bir anda ortadan kaybolur. Bu kayboluş küskünlük değil, tazelenme ihtiyacıdır. Kova için sosyalleşme, ilgi çeken bir fikir ya da alışılmadık bir grup varsa anlamlıdır; tekrar eden aynı ortamlar kısa sürede sıkıcı hale gelir.
Farkındalık ne işe yarar
Bu dört grubun ötesinde bir ayrım daha var: dönüş saati. Bazı burçlar için akşamın ne zaman biteceği baştan bellidir; Oğlak ve Başak genellikle çıkarken dönüş saatini de planlamıştır. Yay, Kova ve Aslan içinse akşamın sonu belirsizdir ve bu belirsizlik programın cazibesinin bir parçasıdır. Aynı masada bu iki eğilimin bulunması küçük gerilimlerin en sık sebebidir; erken kalkan biri ilgisiz, geç kalkan biri ise bencil gibi görünebilir. Oysa ortada sadece farklı iki ritim vardır.
Bu tanımların hiçbiri bir kural değildir. Aynı kişi hayatının farklı dönemlerinde farklı gruplara yaklaşabilir. Yine de kendi çıkış biçimini fark etmenin somut bir faydası var: sosyal hayatı zorlayarak değil, kendi ritmine uydurarak kurmak. Kalabalıkta yorulan biri her hafta sonu büyük buluşmalara zorlanırsa, bir süre sonra sosyalleşmeyi tamamen bırakır. Küçük gruplarda derinleşen biri ise iki kişilik düzenli bir kahve buluşmasıyla ihtiyacını fazlasıyla karşılar.
Asıl mesele, dışarıda geçirilen sürenin uzunluğu değil, dönüşte hissedilen histir. İyi bir sosyal akşam, insanı yorsa bile tazelenmiş hissettirir. Sürekli yorgunluk bırakan bir sosyal düzen varsa, sorun insanlarda değil, düzenin kişiye uymamasındadır.